|
|
ÜLKÜBİRLİĞİ
|
|
|
|
Fikir Meydanı SON 10 Başlık
|
|
|
|
| NETEKİM BİZİM ŞARON; KENAN EVREN!.. |
|

SANA ÖLÜM YOK BE MAYNUN SURATLI! BURNUNDAN YEMEK YİYİNCEYE, AĞZINDAN ......, GÖZBEBEĞİNDEN KILLAR ÇIKINCAYA, DAMARLARINDAN ÇEKİLEN KANIN YERİNE İRİN DOLUNCAYA,
TİTREYEN ELLERİN KİLİTLENİNCEYE, ÜRPEREN YÜREĞİNDEKİ KİRLİ KAN KAÇACAK DELİK ARAYINCAYA, AYAK PARMAKLARIN BAŞINA YÜRÜYÜNCEYE KADAR SANA ÖLÜM YOK!
YARALARIN KURTLANMADAN, PİSLİĞİNİ YALAMADAN SANA ÖLÜM YOK BE ISLAH EDİLMİŞ AMERİKAN TOHUMU!..
KAFANI DUVARLARA VURA VURA GEBERMEK VAR ELBETTE!.. ZEBANİLER ELİNDE DEBELENMEK VAR ELBETTE!.. ÖMRÜ OLAN GÖRECEK, TÜRİKEYE'NİN ŞARONU!.. ÖLÜM HAKTIR, BAZEN ÇOK GÜZELDİR... BİZ O ÖLÜMLERİ FAZLASIYLA TATTIK...
|
|
|
|
|
|
|
|
 İstanbul’da ilçe kongreleri başlamadan önce “Ülküdaşlarımla hasbihal” adlı bir yazı kaleme almıştım.
Kongrelerin bir kısmı yapıldı.
Keşke yazımda yazdıklarımla haklı çıkmasaydım. Yanıltsaydınız beni, yüzüm kızarsaydı.
Olmadı. Haklı çıktım. Bu haklılık beni sevindirmiyor. Sadece ve sadece üzüyor. Koskoca MHP Genel Muhasibi bir ilçe kongresinde dayak yiyor. Bir başka ilçe kongresinde başkan adayı konuşmasını bitirip adaylıktan çekilip kongreyi terk ediyor. Neden mi?
Salonda bulunan delegelerin çoğunun asker delege yani ülkücü iradeyi yansıtmayan kişilerden oluştuğu için adaylıktan çekiliyor. Bunu yine MHP Genel Muhasibinin salonda yüzüne konuşmasında tokat gibi çarpıyor.
|
|
|
|
|
|
| Gönülden Irak TÜRKMENLER!.. |
|
 Gözlerimiz kör… Kulaklarımız sağır… Ve his kaybına uğramış hücrelerimiz…
Öyle ki; göremiyoruz, duyamıyoruz ve algılayamıyoruz…
Kan uykusudur ayaküstü el ense yattığımız…
Bombalar da patlasa güpegündüz
Evimiz başımıza da yıkılsa
U y a n a m ı y o r u z…
Yine çalışıyor ölüm makinesi
Katliam yüklü bir kamyon yaklaşıyor…
Kasasının altı bomba, lafta buğday taşıyor…
Kerkük’e bağlı Tazehurmatu’ya ulaşıyor ecel hız
Namazı çıkışı camii önünde son durağına yanaşıyor…
Genç-ihtiyar, kadın-erkek tüm canlı’ya ayarlı kahpe tuzak
Düğmeye bastığında zalim, yer-gök birbirine karışıyor…
|
|
|
|
|
|
| REGAİB KANDİLİNİZ MÜBAREK OLSUN ..... |
|
 25 Haziran Perşembe Gününü Cuma gününe bağlayan gece Üç ayların habercisi REGAİB Kandilidir.
"Üç Aylar" diye adlandırılan Recep, Şâban ve Ramazan ayları, Yüce ALLAH'ın ruhumuza ikram ettiği faziletli ve feyizli bir zaman dilimidir. Üç Aylar, günahlardan arınma, sevaplarla bezenme mevsimidir.
Regaib Nedir?
Regâib, arapça bir kelimedir ve "reğa-be" kökünden gelmektedir. "Reğa-be", kelime olarak, herhangi bir şeyi istemek, arzulamak, ona karşı meyletmek ve onu elde etmek için çaba sarf etmek demektir.....
|
|
|
|
|
|
|
|
 Düşünüyorum…..
Düşünüyorum…
Güzel ülkemin insanlarının neden bu hale geldiğine cevap arıyorum.
Eskiden arkadaşlıklar, dostluklar vardı. Menfaate dayanmayan, çıkar ilişkisi olmayan, karşılık beklenmeyen, birbiri için canını verecek insanlar vardı. Bir dilim ekmeği, cebindeki üç kuruşu paylaşan insanlar vardı.
Komşuluklar vardı. Akrabalarından yakın görülürdü. En ufak sıkıntısı oldu mu komşusunun tereddütsüz yardımına koşulur, onun sıkıntısını, derdini, acısını, mutluluğunu paylaşırlardı.
Mahallelerde herkes birbirini tanırdı. Selamlaşılır, hal hatır sorulurdu. Herkesin birbirinden haberi olurdu. Sokağın yaramaz çocukları sokak arasında top oynarlardı. Bahçeli evlerin bahçesine top kaçardı, cam kırılırdı.
|
|
|
|
|
|
| İmdat SARICA 20 Haziran 1977, Antalya |
|

Nasıl ki toprak hasrettir suya, nasıl ki ana hasrettir yavrusuna, İmdat'ta esir Türk illerinin bağımsızlığına hasretti. Onu, bu idealine kavuşamamış olarak aramızdan çekip aldılar.
Renk kuşağı odalarda, işçi haklarının sömürücüsü yapan güruh, imdat öğretmeni katlederken neyin ispatının peşindelerdi acaba?
Genç, pırıl pırıl bir fidandı, onu aramızdan alanlar ülkücü hareketin insanlarını, toprağa gönderebilirlerdi ama o toprağın yeni çiçekler yeşerteceğini düşünemezlerdi... Öyle oldu.
İmdat ülküdaşımız B.Ü.D Antalya il başkanlığı ve Ülkü-Bir il başkanlığında bulunuyordu... Bir koca yürekte iki büyük kutsi görev. İşte İmdat ülküdaşımız böylesine bir görev adamıydı.
|
|
|
|
|
|
|
|

Gül âteş gülbün âteş gülşen âteş cûybâr âteş
Semender-tıynetân-ı aşka bestir lâlezâr ateş.
(Şeyh Galip)
Burası şuur sahibi vatan âşıklarının sofrası. Bu sofrada kimi zaman dert pişer, kimi zaman sevinç, kimi zaman hüzün, kimi zaman neşe. Ama sofranın olmazsa olmazı, tuzu biberi aşktır, muhabbettir. Bu sofrada gönülleri bir arada tutan gönüllerin birliğidir. Yenilenin önemi yoktur bu sofrada. Mühim olan sofradakini dert de olsa, sevinç de olsa paylaşmaktır. Çok şükür ki paylaşıyoruz.
Bu sofranın aşı "ocak"ta pişer. Bu sofradakiler ocağın ateşini gönüllerindeki ateşle, gönüllerindeki ateşi ocağın ateşiyle tutuştururlar. Bu ocak öyle bir ocaktır ki; isi, dumanı olmaz.
|
|
|
|
|
|
|
|

Geçenlerde kaleme aldığımız iki mektubumuzu okuyarak bize ulaşan bazı gönüldaşlarımız sitem ediyorlar. Kendilerine göre haklılık payları olabileceği gibi bizimde düşüncelerimize saygı göstermeleri gerekliliğinin altını çizerek gönüllerini kırmadan düşüncelerimizden rahatsız olmamaları gerektiğini söylemek istiyorum.
Dün ne söylediysek bugünde aynısını söylüyoruz.
Ne bir eksik, ne bir fazla…
Söylediklerimiz ortada, yazdıklarımız ortada, teşkilatların durumu ortada.
Şimdi size birkaç örnek vermek istiyorum.
İstanbul teşkilatlarını iyi bilen, tanıyan bir ülküdaşınız olarak MHP, İstanbul’da 1999’da aldığı oya neden ulaşamıyor?
|
|
|
|
|
|
| BÜYÜK DAVA ADAMI DÜNDAR TAŞER |
|

Büyük Türk milliyetçisi, dava adamı ve gönül eri Dündar TAŞER 1925 yılında Gaziantep'te doğdu. Köklü ve gelenekli bir aileye mensuptur. Aile ve aile çevresinde köklü ve derin bir Türk terbiyesi almış. Çocukluk ve okul yıllarını burada geçirmiştir. Ailesinin desteği ve kendi isteği ile kara harp okuluna girmiş, bu okulun tank sınıfından teğmen olarak mezun olup ordu saflarına katılmıştır. Bilahare kurmay subay imtihanını başarı ile vererek kurmay olmuştur. Ordu saflarında başarı ile hizmet vererek kurmay tank binbaşılığına kadar yükselmiştir.
Türk-İslam Ülküsü'nün örnek bîr şahsiyeti, yılmaz bir savaşçısıydı. Milletinin derin ve saf kültürü ile mücehhez, insan sevgisiyle dopdolu, asil davranışlarıyla, efendiliği ve engin kültürüyle, bilge bir dava adamıydı.
İslam'a, Türklüğe, Türk'ün teşkilatçılığına ve büyük devlet kurma hassasiyetine hayran, keskin görüşlü, kıvrak zekalı büyük bir Türk milliyetçisiydi. Geniş tarih bilgisi, milletine olan inanç ve güveniyle meselelere fevkalade isabetli teşhisler koymuş, çözümü yine milletinde bulmuştu. Müstesna şahsiyetiyle davasını yaşayan yılmaz bir mücadele adamı olarak, Ülkücü Hareket'in şerefli mazisi ve mücadele geleneğinde önde gelen isimlerden biri olarak hak ettiği yeri almıştır.
|
|
|
|
|
|
| Bir gece ansızın gelebiliriz! |
|

Alperen Ocakları DTP'lilere ateş püskürdü. Baydemir ve vekillere harita yollayan Alperenler'den zehir gibi mesajlar.
Alperen Ocakları'nın hedefinde DTP'liler var. Doğu ve Güneydoğu'yu Kürdistan sınırları içerisinde gösteren haritalara Alperenler'in tepkisi bir o kadar sert oldu.
DTP'li vekillere ve Osman Baydemir'e 1920'de ilan edilen Misak-ı Milli haritasınını yolladılar. Taraf Gazetesi işte bu sıcak olayı manşetine taşıdı.
Ülkücülerin sıkça kullandığı "Bir gece ansızın gelebiliriz" sloganını manşete çeken Taraf, haritayı yollayan Alperen Ocakları Kayseri İl Başkanı Soğman ile görüştü. Muhabir Aylan Uncu'ya konuşan Soğman'ın mesajları çok sertti. Soğman, amaçlarının tehdit değil tepki olduğu görüşünde. İşte Taraf'ın haberi:
|
|
|
|
|
|
Duvar Kağıtları
|
|
|
|
|
| Pazartesi | 98 |
| Salı | 102 |
| Çarşamba | 84 |
| Perşembe | 96 |
| Cuma | 108 |
| Cumartesi | 15 |
| Pazar | 101 |
| Toplam: | 182071 |
| En Çok: | 806 |
|
|
|
|
|
|
|